Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
 

Kutlu Doğum 51

KUTLU DOĞUM 51   KAİNATIN EN BÜYÜK HADİSESİ   Kur’an-ı Kerîm’de, (Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdim), (Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin. Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin), (Rabbim sana çok nimet verecek, sen de razı olacaksın mealindeki ayetlerle ve daha birçok ayetle öğülen bir Peygamberimizdir.     Allah-u Teâlâ, yine Hadis-i Kutsîlerde buyuruyor ki:  (Ya Âdem, Muhammed aleyhisselâmın ismi ile her ne isteseydin, kabul ederdim. O olmasaydı, seni yaratmazdım.) (Hâkim)   “Ey Allah’ın Resulü! Anam-babam sana feda olsun, Allah’ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz?” diye sordum. Şöyle buyurdu: “Ey Cabir! Her şeyden önce Allah’ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur. O nur, Allah’ın kudretiyle onun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey yoktu. Ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne ateş/cehennem vardı. Ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne de insan vardı." "Allah mahlukları yaratmak istediği vakit, bu nuru dört parçaya ayırdı.  Birinci parçasından kalemi,  ikinci parçasından Levh’i (Levh-i mahfuz),  üçüncü parçasından Arş’ı yarattı.  Dördüncü parçayı ayrıca dört parçaya böldü:  Birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını),  ikinci parçadan Kürsi’yi,  üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı.  Dördüncü kısmı tekrar dört parçaya böldü:  Birinci parçadan gökleri,  ikinci parçadan yerleri,  üçüncü parçadan cennet ve cehennemi yarattı.  Sonra dördüncü parçayı yine dörde böldü:  Birinci parçadan müminlerin basiret nurunu/iman şuurunu,  ikinci parçadan -marifetullahtan ibaret olan- kalplerinin nurunu,  üçüncü parçadan tevhitten ibaret olan ünsiyet nurunu (La ilahe illallah Muhammedu’rresulüllah nurunu) yarattı.”  (Îmân Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Kastalanî, Mevahibü’l-Ledünniye: 1/6; Krş. Aclûnî, I/126-6)  Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi kudsîde: "Allah, seni kendi nurumdan, diğer şeyleri de senin nurundan yarattım,” buyurmuştur.  (Îmân Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Aclûnî, Keşfü'l-Hâfâ I-265/827)   Kâinatta en büyük hâdise hiç şüphe yok ki, Kâinatın Efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) dünyaya teşrifleri hâdisesidir. Çünkü, hilkat (yaratılış) ağacının çekirdeği odur.  Kâdir-i Zülcelâl, onun gelişini takdir etmemiş olsaydı,  kâinat da, insan da olmayacaktı.  Dolayısıyla imtihan dünyasının kapısı da açılmayacaktı. İ'lem eyyühe'l-aziz! "Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa,  Nûr-u Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir:  Eğer o âlem-i kebir (evren), bir şecere (ağaç) tahayyül edilirse (hayal edilirse),  Nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi [meyvesi] olur.  Eğer dünya mücessem (maddi şekle bürünmüş) bir zîhayat (hayat sahibi) farzedilirse,  o nur onun ruhu olur (o ışık onun canı, hayat kaynağı olur).  Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse (düşünülürse),  o nur onun aklı olur." (Mesnevî-i Nuriye, s.154) İşte, "Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri (kâinatı) yaratmazdım." kudsî hadisi, bu sırra işaret etmektedir.   04.04.2025 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Ekleme Tarihi: 04 Nisan 2025 - Cuma

Kutlu Doğum 51

KUTLU DOĞUM 51

 

KAİNATIN EN BÜYÜK HADİSESİ

 

Kur’an-ı Kerîm’de, (Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdim), (Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin. Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin), (Rabbim sana çok nimet verecek, sen de razı olacaksın mealindeki ayetlerle ve daha birçok ayetle öğülen bir Peygamberimizdir.

    Allah-u Teâlâ, yine Hadis-i Kutsîlerde buyuruyor ki: 

(Ya Âdem, Muhammed aleyhisselâmın ismi ile her ne isteseydin, kabul ederdim. O olmasaydı, seni yaratmazdım.) (Hâkim)

 

“Ey Allah’ın Resulü! Anam-babam sana feda olsun, Allah’ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz?” diye sordum. Şöyle buyurdu:

“Ey Cabir! Her şeyden önce Allah’ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur. O nur, Allah’ın kudretiyle onun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey yoktu. Ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne ateş/cehennem vardı. Ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne de insan vardı."

"Allah mahlukları yaratmak istediği vakit, bu nuru dört parçaya ayırdı. 

Birinci parçasından kalemi, 

ikinci parçasından Levh’i (Levh-i mahfuz), 

üçüncü parçasından Arş’ı yarattı. 

Dördüncü parçayı ayrıca dört parçaya böldü: 

Birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını), 

ikinci parçadan Kürsi’yi, 

üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı. 

Dördüncü kısmı tekrar dört parçaya böldü: 

Birinci parçadan gökleri, 

ikinci parçadan yerleri, 

üçüncü parçadan cennet ve cehennemi yarattı. 

Sonra dördüncü parçayı yine dörde böldü: 

Birinci parçadan müminlerin basiret nurunu/iman şuurunu, 

ikinci parçadan -marifetullahtan ibaret olan- kalplerinin nurunu, 

üçüncü parçadan tevhitten ibaret olan ünsiyet nurunu (La ilahe illallah Muhammedu’rresulüllah nurunu) yarattı.” 

(Îmân Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Kastalanî, Mevahibü’l-Ledünniye: 1/6; Krş. Aclûnî, I/126-6) 

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi kudsîde:

"Allah, seni kendi nurumdan, diğer şeyleri de senin nurundan yarattım,” buyurmuştur. 

(Îmân Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Aclûnî, Keşfü'l-Hâfâ I-265/827)

 

Kâinatta en büyük hâdise hiç şüphe yok ki, Kâinatın Efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) dünyaya teşrifleri hâdisesidir.

Çünkü, hilkat (yaratılış) ağacının çekirdeği odur. 

Kâdir-i Zülcelâl, onun gelişini takdir etmemiş olsaydı, 

kâinat da, insan da olmayacaktı. 

Dolayısıyla imtihan dünyasının kapısı da açılmayacaktı.

İ'lem eyyühe'l-aziz!

"Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, 

Nûr-u Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir: 

Eğer o âlem-i kebir (evren), bir şecere (ağaç) tahayyül edilirse (hayal edilirse), 

Nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi [meyvesi] olur. 

Eğer dünya mücessem (maddi şekle bürünmüş) bir zîhayat (hayat sahibi) farzedilirse, 

o nur onun ruhu olur (o ışık onun canı, hayat kaynağı olur). 

Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse (düşünülürse), 

o nur onun aklı olur." (Mesnevî-i Nuriye, s.154)

İşte, "Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri (kâinatı) yaratmazdım." kudsî hadisi, bu sırra işaret etmektedir.

 

04.04.2025

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.