Mustafa Kemal Atatürk' yurt içinde ve dünya genelinde barışın korunması ve sürdürülmesi konusundaki kararlılığını "Yurtta Barış, Cihanda Barış" sözleriyle vurgulamıştır.
Bu sözleri,kendi halkının huzur ve refahını sağlayamayan devletler, ne ülke barışını ne de dünya barışını da sağlayamazlar şeklinde de yorumlanabilir.
Her iki şekilde de bu prensip
Türkiye'nin dış politikasında tarafsızlığı esas alarak, uluslararası ilişkilerde etkin bir rol oynamasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Türkiye, Orta Doğu'da devam eden İsrail-Filistin anlaşmazlığı gibi karmaşık bölgesel konularda tarafsız bir tutum benimsemektedir.
Bu duruşunun temelinde, barışın sağlanması için taraflar arasında adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması hedefi yatmaktadır.
Diplomatik çabalar, Türkiye'nin uluslararası toplumun bir barış aktörü olarak rol almasını ve çatışmaların çözümüne katkıda bulunmasını sağlamaktadır.
Türkiye'nin tarafsız diplomasisi, siyasi, sosyo-ekonomik ve güvenlik alanlarında da olumlu etkiler yaratmaktadır.
Uluslararası platformlarda tarafsız bir tutum sergileyen Türkiye, ülkenin itibarını güçlendirmekte ve güvenilir bir partner olarak kabul görmektedir.
Aynı zamanda, farklı taraflarla kurulan sağlam diplomatik ilişkiler, ekonomik iş birliklerini artırmakta ve Türkiye'nin bölgesel kalkınmasına katkı sağlamaktadır.
Sosyal ve ekonomik anlamda, tarafsızlık politikası, Türkiye'nin çeşitli kültürlere ve topluluklara açık bir ülke olarak tanınmasını desteklemektedir.
Bu durum, toplumsal uyumu güçlendirerek, ülkede yaşayan farklı grupların bir arada barış içinde yaşama ve birbirlerinin kültürüyle uzlaşmasını da sağlayacaktır.
Sonuç olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün öğretileri doğrultusunda, Türkiye, yurtta ve dünyada barışı koruma misyonunu sürdürmektedir. Tarafsız diplomasisi, ülkenin uluslararası alanda etkili bir aktör olmasını sağlamakla birlikte, barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmaktadır.
Türkiye, Atatürk'ün "Yurtta Sulh,Cihanda Sulh" ilkesine dayalı olarak, bölgesel ve küresel düzeyde adil, barışçıl ve sürdürülebilir bir dünya için çaba harcamaya,tarafsız olmaya devam etmelidir.
Barış,insanlık için en değerli hedeflerden biridir.
Barış sadece silahların susması anlamına gelmez,ayni zamanda adil bir Dünya düzeni,insan haklarına saygı ve kültürel çeşitliliğin korunması ile de ilişkilidir.
Bu anlamda her bireyin,toplumun ve devletin barışa katkıda bulunması barış içinde yaşanır bir Dünya için çaba göstermesi çok önemli ve gereklidir.